Untitled Document
Turkish (TR)Romanian (RO)
FacebookTwitter

TUR-GO

Balkanlar, IMF borcundan kurtulmada Türkiye'ye katılmayı umuyor

 

Uzmanlar, Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu'na olan borcunu temizlemek için attığı adımların, Balkanlar'da ve başka ülkelerde tekrarlanabileceği konusunda iyiye ayrılmış durumda.Türkiye. mültimilyar avroluk kredilerini geçtiğimiz ay resmi olarak geri ödeyerek, liderleri ve halkları devam eden küresel mali krizle mücadele eden diğer ülkelere ilham kaynağı oldu.

İstanbul Koç Üniversitesi uluslararası siyasi ekonomi uzmanı Caner Bakır, Türkiye'nin stratejisinin bir referans modeli olduğunu söylemektense, onu her ülkeye uygulamanın belli yollarını göstermenin önemli olduğunu ileri sürdü.

Bakır, "Uygulama olmadan hayal kurmanın halüsinasyondan baret olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız." dedi.

14 Mayıs'ta, Türkiye IMF'ye olan kredi borcunun yaklaşık 4 milyar dolarlık son dilimini de ödeyerek, kuruma olan 19 yıllık borcunu temizledi.

Türkiye'nin ekonomi ve maliyeden sorumlu başbakan yardımcısı Ali Babacan, her ülkenin kendine özgü şartları olduğunu kabul etti. Babacan, Türkiye'deki siyasi istikrarın daha güçlü bir ekonominin inşasında faktör olduğunu da belirtti.

SETimes'a konuşan Babacan, "Her ülkenin kendine has şartları vardır ve bir ülkedeki uygulamayı kopyalayıp başka bir ülkeye yapıştırmak çok zordur. Zira bunların her ülkedeki şartlara uyarlanması gerekir." dedi.

Bosna-Hersek (BiH) cumhurbaşkanlığı üyesi Bakir Izetbegoviç Türkiye'nin ekonomik refah modelinin çeşitli yönlerinin Balkanlar'daki her ülkeye örnek olabileceğini söyledi.

"Türkiye'de yatırım yapmak isteyen dış yatırımcıların özel sermayesine güvenlik ve istikrar sunuyorlar." diyen Izetbegoviç şöyle devam etti: "Bu şekilde BiH de bizim sorunlarımızı çözebilir."

2012 yılı sonu itibarıyla BiH'nin kamu borçları, IMF'ye olan yaklaşım 960 milyon avroda dahil olmak üzere 3,6 milyar avro, bir başka deyişle GSYİH'sının yaklaşık yüzde 34'ü kadardı.

2007 yılından beri AB üyesi ve AB'nin mali şartlarına uyma taahhüdünden bulunmuş bir ülke olarak Romanya, IMF'de aldığı paraları geçen yıl geri ödemeye başladı ve 2019 yılına kadar bu görevi tamamlamayı planlıyor.

Geçen yıl, Romen makamları ülkenin GSYİH'sının yüzde 1,4'üne eşit olan 2 milyar avrodan biraz daha az bir tutarı geri ödedi. Romanya bu yılsa 1,1 milyar avro ödeyecek.

Eski Dünya Bankası danışmanı ve Romanya Ekonomi Politikaları Merkezi uzmanlarından Aurelian Dochia SETimes'a yaptığı açıklamada, "Temelde, borç alınan parayı geri ödemeye yönelik toplu çabalar alınan 19,9 milyar [avronun] tamamı değil, ancak yarısı için sarfediliyor, zira kredinin büyük kısmı devlet ulusal rezervine gitti ve Romanya'nın sadece Maliye Bakanlığı kanalıyla harcanan parayı iade etmesi gerekiyor." dedi.

Dochia, "Romanya'nın hala makroekonomik dengeyi bozmamaya dikkat etmesi gerekiyor. IMF ile yeni bir anlaşmayı kapatma olasılığına baktığımız şu noktada aşırılıkları kaldıramayız - IMF bütçe harcamalarıyla ilgili başlangıçtaki sert tutumunu bu aralar biraz yumuşatmış olsa da." dedi.

Sırbistan Merkez Bankası'na göre, ülkenin IMF'ye borcu yaklaşık 1,6 milyar avro.

Sırbistan ile IMF arasındaki ilişkiler, ülkenin bağımsız bir devlet olarak kurulmasından bu yana devam ediyor. Taraflar arasındaki son anlaşma Eylül 2011'de kabul edilmesine karşın, hükümetin kamu açığı ve borç hedeflerini tutturmadaki kararlılığıyla ilgili sorunlar yüzünden Şubat 2012'de askıya alındı.

Geçtiğimiz günlerde IMF ile "ihtiyati bir anlaşma" geliştirildi ve müzakerelere Eylül ayında devam edilmesi kararlaştırıldı.

Sırbistan Ticaret Odası eski mali danışmanlarından Dejan Jovoviç konuyla ilgili SETimes'a yaptığı açıklamada, "IMF ana küresel mali polistir ve uluslararası kredi kuruluşlarının bir ülkeye nasıl davranacağı onun değerlendirmeleri, görüşleri ve kararlarına bağlıdır." diyerek şöyle devam etti: "Ancak ülkenin kalkınmasına doğrudan odaklı değildir. Ne yazık ki, IMF'nin talebini ve kısıtlayıcı politikalarını isleyerek işsizlik gibi asıl sorunlarımızı çözmeyiz."

Jovoviç bununla birlikte, IMF'nin Sırbistan'daki varlığının diğer uluslararası kredi kuruluşları ve alacaklılarla bir işbirliği zemini oluşturması açısından önemli olduğunu ve sağladığı kredilerin faiz oranlarının geri ödemesi zor seviyede olmadığını da ifade etti.

Bakır, Türkiye'nin daha önce yaşadığı ekonomik sorunlarının liderlerin ülkenin ekonomi stratejisini gözden geçirmesine yardım ettiğini söyledi. Uzman, bunun bir fırsat kapısı olduğunu belirtti.

Bakır, "2001 yılında Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en derin ekonomik ve siyasi krizini yaşadı. Ekonominin yüzde 7,5 oranında küçülmesiyle birlikte işsizlik önemli oranda arttı ve bunu parlamentodaki bir meşruiyet krizi izledi. Bu şartlar altında kriz, radikal bir kurumsallaşmış makroekonomik dönüşümde katalizör rolü oynadı." dedi.

Türkiye'nin hazinesi mali disiplin altında yeniden düzenlendi, iflas etmiş bankalar sistemden temizlendi ve vergi yapısı değiştirildi. Dış yatırım akışı da arttı.

Bakır, her ülkenin başarı hikayesinin kendisine özgü olduğu ve bireysel şartlar penceresinden bakılması gerektiğini ve diğer ülkelerin Türkiye'de görülen gerekli mali disiplin ve bürokratik desteği uygulayamıyor olabileceğini ileri sürdü.


Bakır, "Eskiden bankalar devletin bütçe açığına mali destek verirken, şimdi sağladıkları banka kredileriyle reel sektörü yatırımlarında destekliyorlar." şeklinde konuştu.

invest in turkey 2